Reklam Alanı 1

Neden e-soru bankası


Çocukluğumda engin gökyüzünü, ufacık bedenime rağmen görebiliyordum. Çünkü benim yaşadığım dünyaya henüz gökdelenler, plazalar, yüksek apartman katları dikilmemişti. Ağaçlar vardı gökyüzüne upuzun uzanan. Meyveleri dallarından koparıp yiyorduk bütün çocuklar toplanarak. Bize has yapılmış oyun parkları yoktu. Çünkü sokaklar bizimdi. Her yerde özgürce koşabiliyorduk.

O dönemi yaşamış olanlar için dünyanın şimdiki hali, betonlaşmış yapısı sevimsiz ve kederlendirici. Ama şunu da biliyorum ki, gökyüzünü tüm çıplaklığıyla seyredemeyenlere bu durum normal gelmektedir. Dünya olması gerektiği gibi diyeceklerdir. Hayır, dünya olması gerektiği gibi değildir. Çünkü doğayı katleden, yok eden bir yapılanma içindeyiz. Giderek daha fazla tüketici, daha fazla sömürücü bir hâl alıyoruz.

Peki bu durum şimdinin sorunu mudur? İşte burada dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var. Geçmişte yok olan medeniyetlerin nasıl yıkıldığını biliyor musunuz? Bizden daha çok gelişmiş toplumlar dünyaya ev sahipliği yaptı. Bunu nereden mi biliyoruz? Onların geride bırakmış oldukları, bugün tarihi eser niteliğindeki yapıtlardan. Grönland’daki İskandinav toplumu, arkasında heybetli, şaşaalı kalıntılar bırakarak yıkılıp giden pek çok eski toplumlardan sadece bir tanesi. Tabi ki bu çöküşler, yıkılımlar çok uzun bir zaman dilimi sonucunda gerçekleşmiştir.

Orta Amerika’daki Maya Medeniyetine ait şehirler, Güney Amerika’daki Moche ve Tiwanaku toplumları, Yunanistan’da Miken Şehri ve Girit’teki Minos medeniyeti, Afrika’da Büyük Zimbabve, Angkor Wat ve Asya’daki Haroppan Indus Vadisi’ndeki şehirler, Pasifik okyanusundaki Paskalya Adası.

Bu eski toplumların arkalarında bıraktıkları etkileyici kalıntılar kuşkusuz hepimiz için büyük bir çekiciliğe sahip. Ne var ki, bin bir emek sarf ederek bu eşsiz eserleri ortaya koyanlar her şeyi geride bırakıp yok olmuşlardır. İyi, ama bir zamanlar o kadar güçlü olan bir toplum, ne olmuş da böyle bir yıkımla yüz yüze gelmiştir? O toplumdaki insanlara ne olmuştur?Başka bir yere mi taşınmışlar, yoksa insanın düşünmek bile istemeyeceği bir şekilde ölmüşler midir? Tam bu esrarlı soruların ardından pek de hoşumuza gitmeyen o soru çıka gelir: Yoksa bizim zengin toplumumuzun da geleceği bu mu? Acaba bir gün İstanbul’un enkaza dönmüş paslı gökdelenlerinin iskeletlerine, bugün bizim üstlerine orman bürümüş Maya harabelerine baktığımız gibi mi bakacaklar?

İnsanların, toplumların bel bağladıkları çevresel kaynakları hesapsızca kullanmaları sonucunda kendi elleriyle sonlarını hazırladıklarını biliyoruz. Kasti olmayan bu intihar, arkeolog, klimatolog, tarihçi, paleontolojist ve polenleri inceleyen bilim adamlarının son otuz-kırk yılda yaptıkları birtakım keşiflerle de kanıtlanmıştır.

İçinde yaşama olanağı bulduğumuz bu eşsiz gezegene layıkıyla davranmadığımızda o da bize yaşam olanağı sağlayamayacaktır. Bu kesin bir şeydir. Bulunduğumuz ortamın dokusunu, doğasını değiştiriyoruz. Ve bunun gözle görülenin ötesinde, uzun süreçte insanoğluna büyük bir yıkıma mal olacağı aşikardır.

Bir metni kağıt üzerinden okumak hiç kuşkusuz çok daha keyifli. Zahmetsiz ve kullanışlı. Bu konuda bir diyeceğim yok. Soru bankamın kitap halinde çıkmasını isterdim. Ancak, kağıtların ham maddesi olan ağaçların kesilmesine içim elvermiyor. Eskiden bir seçim olanağı yoktu. Çünkü bilgisayar yoktu. İnternet henüz yaşamımıza girmemişti. Teknolojinin bize sunduğu olanağı değerlendirerek, soru bankamı 'e-soru bankası' olarak çıkarmayı uygun gördüm.

Ben her şeyin ötesinde bir anneyim. Dokuz yaşında bir oğlum var. Onun her şeyiyle bugün ben ilgileniyorum. Kahvaltısını hazırlıyorum, düzenli beslenmesine özen gösteriyorum, onun en iyi koşullarda yaşaması için elimden geleni yapıyorum. Ve şunu da biliyorum ki, sorumluluklarım yalnız bugünle ilintili değil. Oğlumun geleceğinden de sorumluyum. Bir gün oğlum, “Anne ağaçlar kesilip, doğa hunharca katledilirken, kaynaklar düşüncesizce tüketilirken, sen ne yapıyordun?” diye sorabilir. Ve ben o gün bu dünyada yaşamıyor bile olabilirim.

İşte sadece kaynakların düşüncesizce yok edilmesine seyirci kalmamak için, üstüme düşen görevi biliyorum. Bu yüzden 'e-soru bankası' hazırladım.

09/09/09

Meral Şahin

                                                                           

 

 

 

Duyurular!

1) Özel Denemeler bölümüne Fatma Sema GÜNAY soruları eklendi.

2) Akademik Lisansüstü Sınavına hazırlananlar için ALES sorubankası açıldı.

3) Üyelere özel PERFORMANS grafikleri ve raporlarını kullanarak gelişiminizi takip edin.

Reklam Alanı 1
   
 
 
 
web tasarımı